K24

    Astana tiyatrosu İdlib’de sıcak savaşla sürüyor

    AZİZ KÖYLÜOĞLU
    HABER MERKEZİ – Kendilerini Soçi toplantısı için garantör olarak nitelendiren ve Astana’da bir araya gelen ülkeler, bugün İdlib’de şiddetli çelişkiler yaşamaya başladılar. Öncelikle hedefi Suriye’de olası bir çözümü engellemek olan Türk devleti, İran ve Rusya’ya ültimatom vererek, “kararlarınıza sahip çıkın” demeye başladı. Aynı zamanda Rus yetkililer de yaptıkları açıklamalarda Tartus’taki üslerine yapılan saldırıların Türk devletinin kontrolündeki bölgelerden geliştiğini, belirttiler. Bu şekilde her iki tarafta birbirlerini suçlama yoluna gittiler. Karşılıklı yapılan bu açıklamalar Astana ve Soçi’de sergilenen tiyatroyu gözler önüne seriyor.
    Türkiye, Rusya ve İran’ın bir araya gelerek Astana’da toplantılar serisi düzenlemeye başlamaları herkeste kuşku yaratmıştı. Bu kaygı ve kuşkular boşuna da değildi. Çünkü bu devletler daha başından bu yana Suriye’de çatışıyorlardı.
    Peki ne oldu da bu devletler bir anda bir araya gelmeye başladılar?
    İşin özü Türkiye, Rusya ve İran’da gerçekleştirilen toplantılar çok amaçlıydılar. Her devlet kendi çıkarları çerçevesinde bu toplantılardan sonuç almaya çalıştı.
    Bu devletlerin bir araya gelmelerinin bir nedeni, Halep ve İdlib çevresinde görece kargaşadan uzak bir tablo ortaya çıkarmaktı. Diğer tarafta rejimin kuşatması altında kalan çete gruplarını oralardan çıkararak başka bir yerde toplamaktı. Bu durum Astana’da bir araya gelen devletler için iyi şey olarak addediliyordu. Türkiye bu durumu, Suriye iç savaşında rol üstlenmek olarak ele aldı. Rusya da diğer alanlarda daha rahat hareket etmek için bu durumu çıkarına gördü. Özellikle koalisyon güçleri ile QSD güçlerinin, DAIŞ’in başkenti olarak ilan ettiği Reqa’ya düzenledikleri operasyon ile diğer bölgelerdeki ilerleyişlerini durdurmak için Halep ve İdlib’de görece sessiz bir ortamı yaratmayı gerekli gördüler. İran’ın temel amacı da QSD güçlerinden önce karadan harekete geçerek, Akdeniz ile İran arasında bir koridor açmaktı. Onun için de Suriye’nin bu bölgelerinde sesliği gerekli gördüler.
    Türk devleti İran ve Rusya ile gerçekleştirdiği anlaşmaya dayanarak Suriye içinde 2500 km’lik bir alana girmiş oldu. Cerablus’tan, Azaz ve Bab’a uzanan bu hattı Türk devleti Suriye demokratik güçlerine karşı kullandı. Astana toplantılarından aldığı destekle bu bölgelerden Efrin ve Mınbic üzerinde tehdit ve şantaj aracı olarak kullanmaya başladı. İşin özü, Suriye’de yaşananlar Türk devleti için çok önem arz etmiyor. Sadece kendisi ve kendine bağlı çetelerin çıkarları temelinde kullanıyor. Tek bir siyasi hattı var, o da bu kozlarını demokratik güçlere karşı kullanabilmek.
    Rusya da, Astana ve Soçi toplantılarını kendisi için bir kazanç olarak değerlendiriyor.
    Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler Türk devletinin pragmatist, Rusya’nınsa oportünist siyaseti üzerine kurgulanmış durumda. Onun için Rusya, Astana toplantılarını kendisine engel oluşturan grupların tasfiyesi ve Türkiye’ye bağlı grupları susturmak için kullanıyor. Bunda başarılı da oldu. Rusya diğer tarafta Fırat suyu ile Dera Zor üzerinden Suriye ile Irak arasında kendi denetiminde bir hat oluşturdu. Eğer Astana toplantıları ile Rusya ve İran’ın destekleri olmasaydı Suriye rejiminin bu bölgelerde hakimiyetini kurması mümkün olamazdı. Eğer Astana toplantısı olmasaydı Halep ile İdlib’de görece sesiz bölgeler oluşturulamazdı.
    İran sürekli olarak savaşı kendi sınırlarının dışında yürüten bir güçtür. Suriye siyasetinde de bunu esas aldı. Suriye’de yürüttüğü savaşla kendi hakimiyeti için güçlü bir zemin oluşturdu. Şimdi Akdeniz’den Tahran’a uzanan hat boyunca İran’ın denetiminde önemli bir koridor oluşmuş durumdadır. Bunu da Astana ve gündemleştirdikleri Soçi sayesinde gerçekleştirebildi. İran’ın bu toplantılarla barış ve çözüm amaçlamadığı net olarak görülmüştür. Aksine İran, çözümü, karşıtlarının mutlak yenilgisi üzerinden ele almaktadır. Şimdilerde ise temel karşıt güç olarak da Türk devletinin denetimindeki çeteleri görüyor. İran, İdlib’de bu çete güçlerini tasfiye etmek için girişimlerini arttırmış durumda. Bu çeteleri tasfiye etmek için de tüm gücünü kullanıyor.
    Suriye rejimi de Rusya ve İran ile yaptığı ittifak sonucu Hama’nın kuzeyinden İdlib’in güneyine kadar olan geniş bir sahayı denetime almaya çalışıyor. Aynı zamanda Halep ile Şam arasındaki yolu da denetime almayı hedefliyor. Eğer bunu gerçekleştirebilirse o zaman yönünü İdlib’e çevirecektir. Aslında bu şekliyle de Rusya ve İran’ın stratejileri açığa çıkmış oluyor. Eğer bir aksilik olur ve bu stratejinin gerçekleşme süreci uzarsa o zaman Astana ve Soçi tiyatrosu da bir süre daha oynanmış olacak.
    Rusya ile İran’ın amacı Türkiye’nin kendisine bağlı ve muhalefet olarak nitelendirdikleri çete gruplarını tasfiye etmektir. Türkiye’nin İdlib’e çekilmesi de bu devletlerin benzer rolü Türkiye’ye vermiş olmalarının sonucu gerçekleşti. Örneğin Cebhet Fetih Şam gibi örgütleri tasfiye etmek için Türkiye’yi kullanmak istiyorlar. Ama buna karşılık Türk devleti de İdlib’e geçişini kendisine bağlı gruplarla ilişkisini güçlendirme ve Efrin üzerindeki tehditlerini yoğunlaştırmak için kullanmaya çalıştı. Sonuçta Rusya ve İran’ın Türk devleti üzerinden geliştirmek istediği politika pratikte karşılık bulmadı. Aksine Türk devleti kendisine bağlı çeteleri “Milli Ordu” adı altında toplamaya başladı. Bu çetelerin hedefinin ise Suriye rejimi ve Suriye demokratik güçleri QSD olarak açıkladı.
    Rusya, İran ve Türkiye bir yandan kendi çıkarları için girişimlerini sürdürürlerken bir yanda da Astana tiyatrosunu sergilemeye devam ettiler. Fakat bugün bu tiyatro sahnesi İdlib üzerinden sallanmaya başladı. Rusya nasıl ki, çıkarları gereği Türkiye’yi Suriye içine çekerek yer verdiyse, bugün de Türkiye’nin kendisine bağlı çeteleri Suriye’den temizlemesi için girişimler başlatmış durumda.
    Türkiye’nin Suriye siyasetinde kaybetmesi Kürtler ve dostları için olumlu bir durumdur. Türkiye’nin orada kaybetmesi, Cerablus, Azaz ve Bab’da da kaybetmesi anlamına gelecektir. Suriye’deki demokratik güçler bu durumdan faydalanmasını bilmelidirler. Hem oynanan tiyatroyu görmeli hem de söz konusu bölgeler için iyi bir hazırlık yapmalıdırlar.
    ANHA

    Top News