K24

    İdlib’de neler olacak? – 2

    ERDOGAN ALTAN
    Türk devleti, Ehrar’ın İdlib’de yenilgiye uğramasının ardından halen İdlib’e girme arayışından vazgeçmedi. Şimdi de kendi ordusuyla (TSK) girmeye çalışıyor. AKP-Erdoğan’ın haber siteleri, bu konu hakkında haberler yayınlıyor. Fakat Tahrir çeteleri bu haberlere karşı açıklama yaptı ve ‘Devrim devam ediyor’ şeklinde cevap verdi. Bu da Türk devletinin girişimlerine karşı bir mesaj. Tahrir, Türk devletinin İdlib’e girmesi halinde onunla savaşacağına dair karar aldığını bildirdi. Bunun için de Tahrir, diğer bölgelerdeki tüm güçlerini İdlib’e çekmiş durumda. Bu temelde Suriye ve Lübnan sınırında bulunan Arsal bölgesindeki güçlerini de geri çekti ve Hizbullah ile anlaşma yaptı. Anlaşma çerçevesinde Arsal bölgesinden 9 bin çetenin ailesiyle birlikte İdlib’e sevk edileceği söylendi.
    Bu hamleyi gören Türk devleti, İdlib’e girme arayışları çerçevesinde El Nusra ile bazı konular üzerinde ilişki kurmak için bir heyet gönderdi. Bu heyeti de ÖSO’ya bağlı olan ve uzun süredir El Nusra ile ilişkisi bulunan Nureddin Zenki adlı grup yoluyla göndermişti. Bu ilişkinin konusu tam olarak netleştirilmedi; fakat yerel kaynaklara göre Tahrir El Şam’ın, Türk devletinin İdlib’e girmesini kabul etmesi halinde Türk devleti ve Tahrir ortaklaşa Efrin’e saldıracak. Ayrıca, ticaretin yapılması ve İdlib’e yardım gönderecek olan örgütlerin yardımlarının ulaştırılması için Türkiye ile İdlib arasında bulunan Bab El Hawa Sınır Kapısı’nı tamamen açacak. Tahrir’in bunu kabul edip etmediği bilinmiyor, ancak Tahrir bunu kabul etmemiş olabilir. Çünkü Trump Yönetiminin bölgedeki çete gruplarına verdiği desteği kesme kararından sonra Ehrar ile Tahrir arasında çatışmalar baş göstermişti. Tahrir de bu kararı fırsat olarak değerlendirmiş ve böyle bir çatışma başlatmıştı.
    Diğer taraftan bu teklifin Tahrir El Şam’a cazip geldiği, bu nedenle şehrin yönetimini sivillere devretme projesini uygulamak için kabul etmiş olabileceği söyleniyor. Bazı uzmanlara göre İdlib’de yaşanan savaş zaten başından beri Türk devletinin bir oyunuydu.
    Bir gerçek daha var ki, Türk devleti Ezaz-Bab hattında ve İdlib’de de nasıl ki selefi-cihatçı çete gruplarıyla iş birliği yapmada ısrar ettiyse, ABD ve Rusya’nın yeni bir denge oluşturmaya çalıştığı bu yeni dönemde de oldukça riskli olacak. Yani bu tür oyunlar güçleri yıpratacak, sarsacak ve iyi bir denge göremeden başarısız kılacak.
    ABD de işin içine girdi
    İdlib’deki gelişmeler hakkında ilk açıklama, ABD’nin DAIŞ ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk tarafından yapıldı. 27 Temmuz’da Middle East Institute’de yaptığı açıklamada, “İdlib bölgesi 11 Eylül 2011 saldırılarından bu yana El Kaide’nin en büyük barınma alanı haline geldi. El Kaide Türkiye’nin yanı başında” demişti. McGurk, konuşmasının devamında, “El Kaide militanları İdlib’e paraşütle inmedi. Ortaklarımız militanlar bölgeye girerken yüzünü başka tarafa çeviriyor” şeklinde konuşmuş ve Amerika’nın, İdlib sorununu çözmek için Türkiye ile görüşeceğini söylemişti.
    Brett McGurk’un açıklamaları başta farklı farklı değerlendirildi. Türk devleti medya ve basını McGurk’un açıklamalarını başta Türkiye’yi destekleme olarak kamuoyuna yansıttı ve Türkiye’nin ABD ve Rusya ile birlikte İdlib’de Tahrir El Şam’a karşı savaşacağına dair propaganda yapılmaya başladı. Ancak 4 gün sonra Türk devleti McGurk’un açıklamalarını doğru yorumlayabildi. Çünkü Türk cumhurbaşkanı sözcüsü İbrahim Kalın, McGurk’un açıklamalarına yanıt olarak şunları söyledi: “İdlib’teki bu terör örgütü yapılanmasının Türkiye ile ilişkilendirilmeye çalışılması, böyle bir imada bulunulması kabul edilebilir bir şey değil.” Kalın, McGurk’un açıklamalarını doğru anlamıştı. McGurk’un, “El Kaide militanları İdlib’e paraşütle inmedi” şeklindeki açıklaması, El Kaide çetelerinin Türk devleti yoluyla İdlib’e geçtiği anlamına geliyordu. Türk devletinin bu örgütle halen ilişkileri var.
    Brett McGurk’un açıklamalarını yorumlamaya kalktığımızda Amerika’nın Suriye üzerindeki siyaseti, fikirleri ve çabaları hakkında birkaç konuyu açıklığa kavuşturabiliriz. Amerika’nın da önümüzdeki süreçte İdlib meselesine daha fazla müdahil olacağı anlaşılıyor. Amerika, Tahrir El Şam’ın İdlib’deki varlığını kabul etmiyor. Bu temelde Türk devleti ile Amerika’nın çelişkileri ön plana çıkıyor. Amerika neden Türk devletini El Kaide’yi desteklemekle suçladığı açıklamalarda bulunuyor? Türk devleti ile El Kaide’ye bağlı gruplar arasında birçok konuda ilişkilerin olduğu biliniyor. Fakat Türk devleti Tahrir El Şam’ı bölgeden tasfiye etmek için şansını denedi. Ancak bu siyaset kırıldı. Kırıldıktan sonra şimdi yine yeni arayışlar içinde. Bunun için de her zaman anlaşma ihtimalini açık bırakıyor. Bu anlaşma ihtimalini de yukarıda belirttiğimiz gibi MİT’e bağlı olan Nureddin Zenki ve Türkmen Cephesi çeteleri aracılığıyla gerçekleştirmek istiyor.
    Büyük savaşlara hazırlık
    Son gelişmeleri Türk devleti ile Tahrir El Şam arasında çelişkilere göre değerlendirirsek bu yorumlar yetersiz kalacak. Gerçekte ise hem Brett McGurk’un açıklamalarından hem de Tahrir çetelerinin hareketliliğinden İdlib’de büyük bir savaş hazırlığının yapıldığı anlaşılıyor ve bu savaş sadece Tahrir El Şam ve Türk devleti sınırlı kalmayacak. Çünkü İdlib bir kez daha yeniden uluslararası ve bölgesel güçlerin pazarlık konusu haline geldi. Türk devletinin İdlib planları şimdiye kadar herhangi bir sonuç alamadı. Bu nedenle Rusya da rejim de Türk devletine verdikleri desteği azalttılar, bunun yerine kendileri müdahil olup harekete geçtiler.
    Özellikle Tahrir El Şam ile rejim güçleri arasında Halep’in batısında zaman zaman çatışmalar baş gösteriyor. Aynı zamanda Amerika da hava hareketliliğini artırdı. Astana toplantılarından sonra İdlib bölgesi de ‘Çatışmasızlık Bölgesi’ ilan edilmişti. Bundan ilandan sonra hiçbir uçak İdlib üzerinde uçmadı. Fakat 2 Ağustos’ta ilk kez Amerika’ya ait keşif uçakları operasyonel bir şekilde İdlib üzerinde uçmaya başladı.
    Aynı zamanda Tahrir El Şam çetelerinin Suriye ve Lübnan genelinde büyük bir hareketliliği söz konusu. Tahrir, daha önce yerleştiği İdlib dışındaki tüm bölgeleri ya rejime ya da ÖSO’ya teslim ediyor. Lübnan-Suriye sınırında bulunan ancak Lübnan’ın sınırları içerisinde yer alan Arsal bölgesinden güçlerini geri çekti. Bu kapsamda Arsal’dan 9 bine yakın çete üyesi, aileleri ile birlikte İdlib’e geçti. Aynı durum Şam’ın Xuta bölgesinin doğusunda da yaşanıyor. Öyle görünüyor ki Tahrir El Şam tüm gücünü İdlib’de toplayacak. El Kaide ve El Kaide’nin Suriye’deki kolu Tahrir El Şam (El Nusra) Türk devletinin operasyonlarının önüne geçmek için değilse niçin elindeki tüm bölgeleri bırakıp da güçlerini İdlib’e yığıyor? Bu erken yapılmış bir yorum olabilir, ancak Tahrir çetelerinin varlık-yokluk savaşı yürüttüğü gözlemleniyor. Bu nedenle Tahrir çetelerinin bu kadar hareketliliği sadece Türk devletine karşı geliştirmesi mümkün değil.  Bunun için de özellikle bu hareketliliğin ya da hazırlığın Amerika ve Rusya’nın İdlib üzerinde anlaşmasına karşı geliştiği söylenebilir.
    Bu nedenle İdlib konusunda anlaşan Amerika ve Rusya karşısında çetelere destek veren güç, bölgeye dönük kendi yanlış politikalarının kurbanı olacak.
    (ge)
    ANHA

    Top News